|
Her
sevgi
bir
düğüm
atmış
koluna
Dokundukça
inler,
yarası
vardır.
Irak
gönüllerin
uçurumuna
Ezgiden
bir
köprü
kurası
vardır.
Aslı
saçlarını
yönüne
sermiş,
Altı
tel
koparıp
göğsüne
germiş,
Kerem,
yarasından
bir
kabuk
vermiş,
Sızlaya
sızlaya
vurası
vardır.
Aşık
sofrasında
bir
ayak
olur,
Şenlik
bırakanda
Sümmânî
alır.
Humarı
kan
ile
karışıp
kalır
Atadan
toruna
süresi
vardır.
Veysel
ile
yumup
iki
gözünü
Görür
gerçeklerin
gizli
yüzünü,
Emrah
ile
gamda
tartar
özünü;
Ağır
yükü,
hafif
darası
vardır.
Ak
kuşlukta
abdal
öğütlemesi,
Kara
günde
kardaş
ağıtlaması,
Kızıl
tanda
Avşar
yiğitlemesi:
Nefesi,
nidası,
narası
vardır.
Bozok
yaylasında
çamlarca
uzun
Bir
tütün
kesilir
çektiği
hüzün
Nice
ki,
orda
bir
sürmeli
gözün
Gönlüne
yansımış
karası
vardır.
Şeker
dağı
acı
sözden
bıkanda
Etekleri
misket
misket
kokanda,
Ardıçtan
kovalar
inip
çıkanda
Her
kuyu
başında
sırası
vardır.
Söğüt
çarşısında
günle
erenler
Zile
düzlerinde
burçak
derenler
Ankara'da
dama
bulgur
serenler
Dostudur,
hal
hatır
sorası
vardır.
Beşparmak’ta
gümüş
mavzer
kesilir;
Çatal
yüreğine
barut
basılır,
Alt
teli
bir
tetik
olup
kasılır;
Bengide
patlamak
töresi
vardır.
Yol
üstü
inerken
Kelkit'in
bucağı
Bağrına
saplanır
bir
bağ
bıçağı,
Eğin
dedikleri
gurbet
ocağı
Iraktan
el
sallar,
göresi
vardır.
Çarşambaya
yağmur
yağar
sel
alır;
Yamadan
dolanır,
bayır,
bel
alır
Çorum’da
Dürdane
kızdan
el
alır
Yan
yana
halaya
giresi
vardır.
Muş'un
yokuşunu
çıkmış
yorulmuş,
Narman'da
bir
güzel
görmüş
vurulmuş,
Ürgüp'te
önüne
tuzak
kurulmuş;
Göğsünde
üç
kurşun
beresi
vardır.
Engeller
koymuyor;
yol
sarp,
o
yaya
Ziganalar
sisli,
Kop
kaya
kaya
Bayburt’ta
üç
günü
dönmüş
üç
aya;
Kaygulanıp
tütün
sarası
vardır.
Yetik
Ozan
|